İbn Sina'nın kelamcıların hudus görüşüne yönelttiği eleştiriler

Küçük Resim Yok

Tarih

2010

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Erişim Hakkı

Özet

Bu çalışma, kelâmcıların hudûs görüşüne İbn Sînâ’nın yönelttiği eleştirileri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaçla öncelikle kelâmcıların hudûs görüşü, İbn Sînâ’nın eleştirilerine konu olan boyutları ön plana çı karılarak ele alınmıştır. Tanrı kanıtlamasına zemin ha zırlaması açısından âlemin sonradan yaratılmışlığı, bu çerçevede Tanrı’nın en belirleyici sıfatı olarak ezelîliğin ortaya çıkması ve sıfatlar probleminin hâdis âlem fikri ni anlamsız kılmayacak bir şekilde çözülmesine ilişkin gayret, kelâmcıların hudûs görüşünün bu çalışmada ele alınan boyutlarını oluşturmaktadır. İbn Sînâ’nın kelâm cıların hudûs anlayışına yönelttiği eleştiriler ise dört nok tada toplanmaktadır. İlk olarak âlemin hâdis olduğu dü şüncesi birbirini doğuran ve teselsüle yol açan bir zaman anlayışını ortaya çıkardığından mantıksal açıdan kesinlik ifade etmez ve dolayısıyla kabul edilemez. İkinci olarak âlemin hâdis olması, tek başına bizi onun bir muhdisi ol duğu sonucuna götürmez. Üçüncü olarak hudûs görüşü çerçevesinde kaldığımızda âlemin varlığının devamı hak kında muhdisin bir etkisinden bahsetmemiz imkânsızdır. Dördüncü olarak hudûs görüşü, Tanrı’nın yaratma fiilini sonraya bıraktığı için Tanrı’yı işlevsizleştirmektedir.
This article aims to discuss Avicenna’s critique of theolo gians’ (mutakallimûn) view of hudûth (origination). It first describes theologians’ theory of origination, emphasizing its aspects that his criticism targeted. These aspects include the concept of temporal origination, which forms the basis of the argument for God’s existence, God’s eternity as its most important attribute, and the efforts to solve the prob lem of attributes in such a way as not to nullify the idea of the ‘originated universe’. Avicenna’s critique of theologians’ view of origination can be summed up in four points. First, the idea of the universe as originated does not entail logical imperative and thus need to be rejected, because it implies a conception of time based on the problem of infinite regress. Second, the idea of the originated universe by itself does not necessarily lead to the idea of an originator. Third, it is im possible to think of the originator’s subsequent interventi on into the universe within the framework of the idea of the universe as originated. Finally, the idea of origination makes God dysfunctional by deferring His creation.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Sosyal Bilimler, Disiplinler Arası

Kaynak

Dîvân: Disiplinlerarası Çalışmalar Dergisi

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

15

Sayı

28

Künye