İbn Si?nâ’dan Ebheri?’ye Tam İllet-Nakıs İllet Ayrımının Ortaya Çıkıs?ı

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2017

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Erişim Hakkı

Özet

Bu çalışma, XIII. asırda kullanılmaya başlayan ve takip eden asırlardaki felsefe-kelâm metinlerinde sıklıkla karşımıza çıkan tam illet ve nakıs illet (el-'illetü't-tâmme ve el-'illetü'n-nâkısa) ayrımının tarihî seyrini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, İbn Sînâ'nın (ö. 428/1037) el-İşârât, III.V.8 pasajındaki ifadelerinin klasik sonrası İslam düşüncesinde illiyet yeterliği etrafında yapılan tam illet-nakıs illet ayrımına hangi filozof-kelâmcıların katkılarıyla evrildiği gösterilecektir. Söz konusu ayrımın tam illet kısmıyla ilgili ilk örnekleri veren Ebü'l-Berekât el-Bağdâdî (ö. 547/1152), Sühreverdî (ö. 587/1191) ve Fahreddin er-Râzî'nin (ö. 606/1210) kullanımları, bu ayrımın gelişim süreciyle ilgili önemli katkılar sağlar. Dahası Râzî'nin el-Metâlib'indeki tam illet tanımı ayrımın işlevi bakımından ele alındığında, illiyet sürecine tanrısal iradeyi dâhil etme teşebbüsü olarak okunabilir. Fakat yine bu kullanım ve tanım teşebbüsleri, tam illetin mahiyetini daha açık kılmak için onu nakıs illetin de eşlik ettiği bir ayrım içinde sunmaz. Tam illet-nakıs illet ayrımının kavramsal düzeyde açık bir şekilde yapıldığı ilk örnekler Esîrüddin el-Ebherî (ö. 663/1265) ve onunla birlikte Necmeddin el-Kâtibî (ö. 675/1277) tarafından sağlanır. XIII. asırdan sonraki felsefe-kelâm metinlerinde ise tam illet-nakıs illet ayrımının illet-malul fasıllarındaki tartışmalarda vazgeçilmez bir konum kazandığı görülür
This study explores the historical stages of the development of the distinction between complete and incomplete causes (al-?illa al-t?mma and al-?illa al-n?qisa) that first emerged during the thirteenth century and was frequently used thereafter in philosophical and theological writings. I will analyze the evolution of one specific passage in Avicenna’s (d. 428/1037) Ish?r?t, namely, III.V.8, in the context of causal sufficiency during the post-classical era of Islamic thought. Ab? al-Barak?t al-Baghd?d? (d. 547/1152), Suhraward? (d. 587/1191), and Fakhr al-D?n al-R?z? (d. 606/1210), all of whom provided the first examples of the concept of complete cause, offered an important notion related to this distinction. Moreover, we can read al-R?z?’s attempt to define it with regard to its function in his al-Ma??lib as an attempt to include the divine will within the causal processes. However, as these scholars made no clear distinction between these two causes, they presented no clear definition of the former. The first clear distinctions, provided by Ath?r al-D?n al-Abhar? (d. 663/1265) and Najm al-D?n al-K?tib? (d. 675/1277), occupied an essential place in the chapters of causality found within philosophical and theological texts written after the thirteenth century

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Felsefe

Kaynak

NAZARİYAT İslâm Felsefe ve Bilim Tarihi Araştırmaları Dergisi

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

4

Sayı

1

Künye